Tesadüf diye bir şey var mı?

“Tesadüf diye bir şey var mı, yoksa çekim yasası dedikleri şey mi işliyor? Çözemediğimiz ama tanıklık ettiğimiz ilahi bir gücün olduğu kesin. Tevafuk bu olsa gerek,” diye aklından geçirdi. Belki de tüm bu olanlar başından sonuna kadar zaten yazılmış, sadece sırasıyla yaşanıyordu. Peki, o zaman irademizin, kararlarımızın, seçimlerimizin ne önemi kalırdı? Gerçi seçimlerimiz bu kadar büyük bir dünyada, sonsuz bir evrende ne kadar önemliydi ki?
Eğer seçimlerimiz önemli değilse, bu bizleri evrende dolaşan birer toz zerresi gibi önemsizleştirmez miydi?
Belki de ne kadar küçük olursak olalım, daha büyük bir oyunun aktörleri, büyük bir planın parçasıydık. Görevlerimiz, rollerimiz, eylemlerimiz ne kadar küçük olursa olsun, önemsiz görünürse görünsün, etkileri çok daha büyük oluyordu. Belki de yarattığımız ufak dalgalar, başka kıyılarda büyük büyük dalgalara dönüşüyordu




Lorenz’in Kelebek Etkisi teorisini okumuştu. Teoride sistemin içerisindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesi açıklanıyordu. O ünlü örnekte ise bir kelebeğin kanat çırpışlarının başka bir kıtada fırtınalar yaratabilme gücünden bahsediliyordu. Fırtına genelde yıkıcı etkileri dolayısıyla olumsuz anlamlarda kullanılıyor ve kaosu işaret ediyor olsa da sevgi ve iyilikle dolu çabaların yarattığı etkiler de aynı şekilde büyüyüp gelişebilir diye düşündü. Babası her zaman tekrarlamıyor muydu “Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır,” atasözünü?

Devamını Oku