Hasta Güvenliği ve Kırık Pencereler Kuramı

Sağlık hizmeti sunumunda sağlık tesislerindeki ilk kurallardan  birisi hasta güvenliğinin sağlanmasıdır.  Florance Nightingale (1863), bunu  ‘‘Hastanedeki ilk kural, hastaya zarar vermemektir.’’  sözü ile ifade etmiştir (Florence NightingaleNotes on Nursing: What It Is, and What It Is Not).

Bu söz ekseninde bugün dünyada “hasta güvenliği” başlığı altında birçok çalışma, sağlık hizmeti alan hastaların, hastanelerde karşı karşıya oldukları çeşitli riskleri önceden tanımlayarak ortadan kaldırmaya ya da en aza indirmeye çalışmaktadır. Bu riskler; tanı koyma hataları, İlaç hataları, cerrahi hatalar gibi tıbbi hatalardan, tesis kaynaklı olumsuz durumlar, hastane enfeksiyonları, hasta transferleri esnasında ortaya çıkan durumlar gibi bir çok farklı kaynaktan doğabilmektedir.

Kaynak: http://www.brown.edu/academics/medical/
Kaynak: http://www.brown.edu/academics/medical/

Hasta güvenliği çalışmaları, sağlık bakım hizmetlerinin sunumu aşamasında, hastaya zarar verilmesini önlemek amacıyla kuruluş ve çalışanların aldığı önlemler ile sağlanmaktadır. Bu önlemlerin alınmadığı ya da yetersiz olduğu durumlar hastanın, hastalığı dışında, sağlığını tehdit edici hale gelmektedir.

Hizmet sunumu esnasında hata oluşmasını engelleyecek, hatalar nedeniyle hastayı olası zararlardan koruyacak, hata olasılığını ortadan kaldıracak tedbirlerin alınmasına yönelik olarak hem dünyada hem ülkemizde birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar hem makro düzeyde DSÖ ve  sağlık bakanlıklarının çalışmaları hem de mikro düzeyde sağlık hizmeti sunan hastaneler ve klinikler bazında sistemli olarak ortaya konulmaktadır.

Bu makro ve mikro sistematik çabalara karşın hastanın güvenliğini tehdit eden unsurlar, süreç içerisinde herhangi bir noktada ortaya çıkabilecek herhangi bir eksiklik ya da aksaklıkta gün yüzüne çıkabilmektedir.

Dolayısıyla sistemli çabalara ek olarak, sistemin sağlıklı işletilmesi ve korunması için “başka bakış açılarını” tartışmak, hasta güvenliğinin sağlanmasında inovatif yeni çabalar ortaya koymak, güvenliği pekiştirici ve sağlamlaştırıcı olacaktır.

 

Kırık Pencereler Kuramı

Farklı çalışmalarda kullanılan Kırık Pencereler kuramı, sağlık hizmetleri ve hasta güvenliği çalışmaları için de ayrı bir bakış açısı sunabilir mi?.

Her ne kadar toplumda suç işlenmesine yönelik olarak ortaya konulan kriminolojik bir kuram olsa da, Kırık Pencereler Kuramı, hasta güvenliği çabaları ya da sistemin sağlıklı işlemesini gerektiren her türlü çaba için örnek teşkil edecek bir kuram olarak karşımıza çıkıyor.

Kırık camlar veya kırık pencereler kuramı, (Broken Windows Theory) ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenerek elde edilmiş olan, kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normları işaret eden kriminolojik bir teoridir.  Amacı; düzende bozulan küçük şeylerin tekrar düzenli olacak şekilde değiştirilerek, düzenin sağlanmaya devam edilmesidir. (https://tr.wikipedia.org/)

Kaynak: wikimedia.org
Kaynak: wikimedia.org

James Q. Wilson ve George L. Kelling tarafından 1982 yılı yayınlanan Kırık camlar makalesinden bir bölüm teoriyi şöyle açıklamaktadır (https://tr.wikipedia.org/);

“Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün.

Camlar tamir edilmemişse birileri birkaç cam daha kırar.

Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, belki de yangın bile çıkarabilirler.”

Ya da bir kaldırım düşünün, bir kaç parça çöp atılmış…

Burada bazı çöpler zamanla birikir. Yakın zamanda bu çöpler daha fazla birikir. Eğer bu çöpleri kaldırmazsanız, sonunda buradaki ve çevredeki diğer insanlar çöpleri sürekli buraya atmaya başlarlar…

Aslında kırık camlar, boyası dökük binaları, çöp içindeki yerleri, çalışmayan lambaları, üzeri yazılı duvarları, ilgisizliği, düzensizliği, otorite boşluğunu temsil etmektedir…

 

New York Metrosu’nda Kırık Pencereler Kuramının Uygulanması

Teoride birçok farklı bakış açısı ortaya konulmakta, çoğu zaman bu teoriler zevkle ve ilgiyle okunmakta ancak pratiğe geçirilmemektedir.

Ancak, Kırık Pencereler Kuramı, 1984’te, New York Metro İdaresi ve New York Polis Departmanı tarafından suç oranlarının iki katına çıktığı bir dönemde teoride kalmamış ve uygulanmıştır.

Kaynak: photobucket.com
Kaynak: photobucket.com

Kuramın uygulanmasına yer altından, metrolardan başlanmıştır. O dönemde yaygın olan metro vagonlarının duvar yazıları ile çizilip, boyanması kuram açısından “kırık pencere” olarak değerlendirilmiştir. Bunun için öncelikle vagonların temizlenmesi ile “pencereler onarılmaya” başlanmıştır.

Yazılan, çizilen boyanan tüm vagonlar elden geçirilmiş, temizlenmiş ve yeniden boyanmıştır. Her seferde, vagon turunu tamamladığında, eğer boyalı bir vagon var ise hattan çekilmiş, temizlenmeden tekrar sefere konulmamıştır. Böylece sürekli bir izleme, değerlendirme ve iyileştirme yapıldığı mesajı verilmiştir.

Daha sonra küçük suçların peşine düşülmüş; vagonları boyayanlar, metroya bilet almadan binenler, buraları tuvalet olarak kullananlar, kamu malına zarar verenler yakalanarak haklarında işlem yapılmıştır. Bu suçlardan yakalananlardan birçoğunun aynı zamanda daha büyük suçlardan arandığı tespit edilmiş ve tutuklanmışlardır.

Yılda bir milyar yolcu taşınan metroda,  uygulanan “sıfır tolerans” sayesinde New York’un altında, cinayet, yaralama, hırsızlık, gasp vb. gibi bir zamanların olağan suçlarında önemli oranda bir düşüş yaşanmıştır.

 

Kırık Pencereler Kuramı, Hastanelerde Hasta Güvenliği için Uygulanabilir mi?  

Yukarıda verdiğimiz örnekte “suç işleyenlerin, pencereleri kıranların” yerine “hasta güvenliğini tehdit eden her türlü unsuru ve hatayı” koyalım. Bu durumda,  sağlık hizmetlerinde hasta güvenliğinin sürekli sağlanması için Kırık Pencereler kuramı uygulanabilir mi?

Kaynak:transmedicus.com
Kaynak:transmedicus.com

Örneğin;  yanlış ilaç uygulamaları , hasta kimliğinin yanlış tanımlanması, hastane enfeksiyonları, tesis güvenliği aksaklıkları , uygunsuz şekilde tıbbi atık biriktirilmesi, tıbbi hatalar gibi hasta güvenliği riskleri ortaya çıkaran alanlarda, aslında küçük gibi görünen ama tolerans gösterildikçe hastanelerde “kırılan pencerelerin” sayısını artıran durumlar neler olabilir?

Belki de büyük sorunlar yaratan unsurların çözümleri sandığımız kadar karmaşık ve zor değillerdir. Küçük şeyleri karalılıkla düzelttikçe, verdiğimiz net mesajlar sistemin daha etkin işlemesine yardımcı olacaktır.

Görüşlerinizi bekliyorum….

İbrahim

Beğen paylaş

Bir cevap yazın