Kampüste bir sonbahar sabahı…

Dersler başlayalı henüz birkaç hafta olmuştu. Kampüs, üniversite öğrencilerinin çeşit çeşit telaşlarıyla daha bir canlanmıştı…

Hepsinin farklı hayalleri, öncelikleri, kaygıları, telaşları vardı. Kimi başarılı bir mühendis, kimi iyi bir edebiyatçı, kimi hayat kurtaran bir doktor olmak isterken, kimi sadece üniversiteyi bir an önce bitirip para kazanmayı, o yol her ne ise, kendi yolunu çizmeyi istiyordu…

Halil, avukat olmak hayaliyle seçmişti hukuk fakültesini. Adalet herkese lazımdı ve insanca yaşamanın önemli bir koşuluydu. Çağlar boyunca insanlık bir şeyler üretmiş, kimi toplumlar daha zengin ya da daha fakir olmuşlardı. Ama mutlu ve huzurlu yaşamlar, adaletin olduğu toplumlarda hayat bulmuştu. Daha zengin olsalar da haklarını kendilerinden daha güçlü olanlara karşı savunamayanlar, adaletle paylaşanlara göre her zaman daha mutsuzlardı. Hukuk, en azından oyunun önceden belirlenmiş kurallara göre oynanmasını, adaletle paylaşmayı sağlıyordu. Dersler bazen yorucu ya da sıkıcı olsa da temelde okuduğu alanı seviyordu…

Ankara’ya tam bir sonbahar havası hâkimdi. O gün dersten önce, her sabah olduğu gibi çayını almış, fakültenin bahçesinde bir şeyler atıştırıyordu. Gece çok geç yatmamıştı ama sabahın durgunluğuyla uyumlu ve dingin halde, oturduğu bankta düşüncelere dalmıştı.




Dersten sonra uzunca bir araları vardı o gün. Öğrenciler ders aralarında fakültenin kantininde bir araya geliyorlardı. Kantin, en güncel dedikodularını, ortak kaygılarını, hafta sonu planlarını, gelecek hayallerini, düş kırıklıklarını, heyecanlarını, ders notlarını, ceplerindeki üç kuruş harçlıklarını, masalarını, kahkahalarını ve daha birçok şeyi paylaştıkları önemli bir ortamdı. Kimi öğrenci o gün dersi olmasa, hatta bazen dersi olsa bile dersten ziyade kantinde geçirdiği hoşça vakit için geliyordu
okula.

Öğle zamanları kantinin en yoğun saatleriydi. Yemek aralarında boş bir masa bulmak çoğu zaman zor olurdu. Havanın güzel olduğu zamanlarda bazıları yiyeceklerini alıp bahçedeki çimlerde bir araya gelseler de neredeyse her masada birileri oturuyordu. Arkalardaki masaları kontrol ederken, bir anda kendisine bakan sarışın kızı gördü. Kalp atışları hızlandı, kendisine mi bakıyordu, yoksa sadece kapıya doğru mu bakıyordu, kestiremedi.

Devamını Oku