Karanlıktan Aydınlığa



Her karanlığın içinde biraz aydınlık, her aydınlığın içinde biraz karanlık vardır. 

Yaşam, her iki zıt enerjinin birbirini sürekli dengelediği bir formdadır.Örneğin sıcak ve soğuk hava arasında oluşan basınç farkları birbirini rüzgar sayesinde dengeler. Aynı farklar denizlerdeki dalganın da sebebidir. 
Enerji dengelenene kadar deniz çalkalamaya, sert rüzgarlar esmeye devam eder. 

Aynı durum insanlar arası ilişkiler için de geçerlidir.

Ancak bu durumun ilişkilerde yansıması biraz daha karmaşıktır. Örneğin bu enerjinin akışı kimi zaman “ne ekersen onu biçersin” şeklinde aynı yönde karşımıza çıkarken kimi zaman da tam tersi şekilde karşılık bulabilir. Bu sefer de “iyilikten maraz doğar’ durumları ile karşı karşıya kalırız.

İki enerji sisteminin farklı yöndeki hareketleri, günlük yaşantımızda karşılaştığımız olaylarda birbirine zıt, ancak birbirini tamamlayıcı şekilde vurur kıyılarımıza. Size karşı yapılanlar karşısında sustukça sizi tersine daha yüksek sesle haykırmaya zorlayan olaylar bir yanda akarken, diğer yanda daha önce yaptığınız iyiliklerin karşılıkları aynı yönde enerji akışıyla sizi karşılıyıverir. 

Gün doğmadan neler doğar umudu bu iki durumun da aynı anda gerçekleşmesi ihtimalinden kaynaklanır. 

Gecenin en karanlık anında günün ışıması, dibi bulduğunuzu düşündüğünüz yerde çıkışın başlaması bu iki tip enerji akışının hayatımızda yarattığı duygu girdabının oluşma sebebidir. 

Ağlarken güldüğümüz, gülerken duygulanıp boğazımızın düğümlendiği anlarda hissederiz yaşamın enerji akışının geçişlerini en iyi.

Anlamaya çalıştıkça ayaklarımız birbirine daha çok dolaşıverir. Halbuki müziğin ritmine bırakırcasına bırakmalı, yolda yürür gibi devam etmeli yaşamın akışında. 

Bazen kafa yorup “herşeyi anlamaya” çalışmak yerine “yaşamı an’lamak”, an’da yaşamak daha doğrudur. 
Çünkü yaşam, statik değil dinamiktir, o akışı hissedebilmek, düşünmeden düşünebilmektir…

İbrahim H. KAYRAL 

Beğen paylaş

Bir cevap yazın

Yazıyı beğendiysen paylaş