YIL 2050

 
 

Yaklaşık 30 yıl sonra kaç yaşında olacaksınız?

O yıllara gelindiğinde dünyanın çok farklı bir yer olacağını sanırım tahmin edebiliyoruz artık.

Binlerce yıllık insanlıķ tarihinden baktığımızda tarihin bu son dakikalarında yaşanan gelişmelerin hızı, bundan sonraki tarih algısında saniyeler ile ölçülecek gibi. Carl Sagan, zamanın bu şekilde algılanışını Cosmos belgeselinde,  evrenin tarihini tek bir Dünya yılına indirgeyen kozmik takvimi baz alarak anlatır.

Dolayısıyla önümüzdeki 30 yılın, geçtiğimiz 30 yıldan çok daha hızlı ve radikal gelişmelere ya da “güncelleştirmelere” gebe olduğu ortada.

Örneğin Google’ın başmühendisi Ray Kurzweil’in başlattığı Singularity (tekillik) akımı, “Ölüm bir hastalıktır, biz 2050’lere kadar ölmemeyi başarabiliriz” diyor.

Ayrıca biyoteknolojideki gelişmeler yapımızı da değiştirecek gibi.

Bu yüzyıl insanı, saf insan olarak yaşayan son nesildir deniliyor. Bundan sonra yola ‘insansı’ olarak devam edeceğiz. Tabi bu insansı biraz inorganik T-Insanı ifade ediyor. (#Aeden deki insansı ile karıştırmayın)

Organik insanı biyoteknolojik insansı ile ayrıştırmakta zorluk çekeceğiz bir diğer deyişle.

Bugün günlük hayatımızda kontak lensler, kulaklıklar, kalp pilleri ilk versiyonların ileride güncellenmiş hallerine yetişmeye çalışacağız.

İnsansılar her sene güncellenecek gibi.

Bugün Robot Sophia ile yürütülen yapay zeka, robot şehirler vs alanlardaki çalışmalar sayesinde bilinç farklı boyutlarda ele alınacak gibi. Çünkü ne de olsa Yaşayan Tek Şey Bilinç. 🙂

Bu detayda bilincin yapay zekaya sahip robotlar ile devam edip etmeyeceği konusuna girmiyorum bile. Özellikle sağlık alanında farklı perspektiflerden üzerinde çalışılan bir konu.Japonlar şimdiden istihdam politikalarını bu robotlar üzerine kurguluyorlar mesela.

Gezegenler arası seyahat, Marsta koloniler kurulması planları, insan embriyolarının bu gezegenlere taşınarak yeni yaşam alanlarının kurulması konuları da artık çok uzak bilim kurgu hikayeleri gibi gelmiyor diyebiliriz.

2025 yılında bilgisayarların, insan zekasında işlem yapabileceği hesaplanıyor. Ama ilerleme hızına bakılırsa 2025’e de kalmayacak gibi görünüyor.

Sizinle aynı zekada bilgilerinizi (bilincinizi) toplayan kişisel bilgisayarınız olacak gibi. Bir nevi sizin yedeğiniz. Her akşam eve geldiğinizde, (bu teknolojide eve gelmenize gerek olmaz tabi :), tüm düşünce ve hafızanızı yedekliyorsunuz ve bir veri tabanı oluşuyor. Bu veri tabanında istediğiniz zaman arama yapabiliyorsunuz, tabi sadece düşünerek. Bir de bu veri tabanlarının birbirine bağlı olduğunu düşünün. İşte size Beyinler arası ağ. 

Dünya, düşündüğümüzden daha hızlı gelişiyor, eğer insanlık kendini yok edecek bir savaşa girmez ya da biyokimyasını bozmadan varlığını sürdürmeye devam edebilirse gelecekte bizleri çok daha ilginç gelişmeler bekliyor. Tabi  “gelecek” derken öyle 100 yıllardan bahsetmiyoruz, bu yazıyı okuyan herkesin tecrübe edeceği bir gelecekten bahsediyoruz. Şimdiden düşünce ve çalışma biçimlerini bu bakış açısı ve farkındalık ile güncellemekte fayda var diye düşünüyorum. Malum “millet Marsa giderken, biz hala…” dememek için buna ihtiyacımız var.

Sahi 2050 yılında tüm bu gelişmelerin ortasında siz kaç yaşında olacaksınız?

Ve güncellenmeye hazır mısınız?

Sevgiyle

İbrahim

#2050 #teknoloji  #futurizm #elonmusk #aeden #google

Beğen paylaş

Bir cevap yazın