İletişimde Doğruluk & İnandırıcılık Matrisi

Günlük yaşantımızda ikili ilişkilerimizde ya da iş yaşantımızda ve birçok takım çalışmasında iletişim, ortak ya da kişisel amaçlarımıza ulaşmak için en önemli unsurlardan bir tanesi.

Eğer konu ile ilgili mesajımızı, karşımızda bizi dinleyen alıcıya doğru aktaramıyorsak iletişim baştan bozuluyor. İletişimde iki temel amacı güdüyoruz, birincisi anlatmak istediğimiz konuyu karşımızdaki kişiye doğru aktarmak, ikincisi ise her zaman değil belki ama çoğu zaman karşımızdakini ikna etmek. Karşımızdaki kişi bizi doğru anlamış olduğu halde düşüncelerimize katılmayabilir bu bir seçenektir. Bazen de yanlış anladığı için düşüncelerimize katılıyor olabilir. Farklı ihtimaller iletişim ve ikna düzeyini etkileyecektir.

Konu iletişim veya ikna her ne olursa olsun, hem etik açıdan, hem de sonuç açısından birinci öncelik mesajın doğru olmasıdır. Mesaj doğru değilse, ne kadar inandırıcı ve ikna edici olursa olsun, ortaya çıkan durum komik ya da tehlikeli bir durum oluşturuyor demektir.

Yalan ya da yanlış bir bilgi ve mesajın hiç de inandırıcı olmayan bir şekilde devam ettiği sohbetler genelde iki tarafın da gülerek, dalga geçmesiyle sonuçlanır. Çünkü mesajı ileten kişi çoğu zaman verdiği bilginin ya da mesajın doğru/gerçek olmadığını kendisi zaten biliyordur. Bir de inandırıcı olmadığını farkettiğinde konu artık mizahi bir hal almaktadır.

Asıl tehlikeli olan, kişinin inandırıcı ve ikna edici bir halde yalan/yanlış bir bilgiyi karşısındakine aktarmasıdır. Bunu ben güzel bir hediye paketinde tatlı dille karşıdakine verilen saatli bombayla canlandırıyorum zihnimde. Çünkü ikna olmuş bir şekilde bilgiyi zihnine kabul eden kişi artık bir canlı bomba misali ortalıkta dolaşmaktadır. Bilginin türüne göre her sonuç ortaya çıkabilir, başta kişinin kendisinin göreceği zarar dahil.

Doğru bir bilginin, mesajın, karşıdaki için inandırıcı bulunmaması, yalan ya da yanlış gibi şüphe uyandırması büyük bir Trajedidir. Hem bilgi ziyan olur, hem de iletişimin tarafları bundan farkından olmadan zarar görür. Onun için inandırıcı olmak adına mimiklerimizden özellikle yararlanırız. Eğer siz binada yangın çıktığı ve binayı boşaltmanız gerekiği bilgisini gülerek verirseniz, inandırıcı olmama ihtimalinizin sonucu trajiktir.

Tabi istenilen doğru mesajın, karşımızdakinin kabul edeceği inandırıcılıkta karşımızdakine sunulması bu seçenekler arasında en arzu ettiğimiz durumdur. Aşağıdaki matrisin normal dağılımda olduğu varsayılırsa, istediğimiz bu ihtimalin gerçekleşme olasılığı yüzde 25’tir. Özellikle inandırıcı bir şekilde sunulan bazı bilgilerin doğru olmama ihtimali kalan yüzde 75 içerisindeki en riskli alandır.

Daha kolay tartışılabilmesi ve anlaşılabilmesi açısından konuyu aşağıda görselleştirmeye çalıştığım ve “İletişimde Doğruluk ve İnandırıcılık Matrisi” diye adlandırdığım matris ile özetlemeye çalıştım.

Görüş ve önerilerinizi bekliyorum.

Selamlar

İbrahim

%d blogcu bunu beğendi: