Rant, İnsanlığımızın Önüne mi Geçti?

Bu kelimeyi günlük hayatımızda sıklıkla duyuyor ya da kullanıyoruz. Peki Rant Nedir?

1Rant kavramı dar ve geniş anlamlarıyla iki farklı şekilde kullanılıyor:  

İktisatçılar tarafından rantın tanımı “Doğanın Getirisi” şeklinde yapılmaktadır. Başka bir deyiş ile rant; hiç emek harcamadan elde edilen kazanımlardır.  

Korkut Boratav’a göre ise rant, daha geniş bir yorumla, belki de “avanta” teriminin yerine de kullanılarak şöyle tanımlanmaktadır: “Devletin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımı”dır. (Kaynak: Vikipedi)  

Toplumda rant kavramı genellikle daha çok siyasi söylemler üzerinden kullanılıyor ve tartışılıyor. İş siyasete girince de iktidar, muhalefet derken asıl konu arada kaynıyor.  Onun için bu yazımda daha çok dar anlamı ile rant kavramının altını çizmek, dikkatleri birey olarak kendimize çekmek istiyorum.

İnsanlar günlük söylemlerinde her ne kadar yandaş, her devrin adamı vb. sıfatlarla nitelendirdikleri kimi özel sektör patronlarına rant sağlandığı eleştirilerini sık sık dile getirseler de, aslında aynı fırsat kendileri için doğduğunda bu fırsatı değerlendirmekten pek de kaçınmıyorlar.  

Çuvaldızı Başkasına Batırmadan Önce…

Sonuçta Rant “emek harcanmadan elde edilen” her türlü kazanımı içeriyor. Elinize bu teraziyi alın ve kendinize,  çevrenize bu ölçü ile tekrar bakın.   

Örneğin doğayı seven, kendisini çevreci olarak nitelendiren çarpık kentleşmeyi eleştiren bir kişi sahip olduğu binanın yıkılarak yeni kat çıkılması sonucu elde edeceği ekstra kazancı reddetmiyor.

Emek vermediği, çaba göstermediği halde, kendisine sunulan her türlü makama hiç tereddütsüz oturuveriyor.

Ekilebilir, verimli toprakları olan arsasına rezidans dikileceğini duyduğunda gözleri yuvalarından fırlıyor, ince ince sırıtıyor.

Başkasının ürettiği artı değeri, çalışmayı, emeği bir bedel ödemeden, yeterince emek vermeden kendisine mal ediyor.

Bir diğer deyişle hayatın/doğanın(!) kendisine sunduğu her türlü “bedavayı”, “avantayı” zevkle kabul ediyor insanoğlu.

Bunu yaparken elde ettiği emeksiz kazanç doğa sevgisini anında unutturuyor, örneğin şikayet ettiği çarpık kentleşmeye aslında kendisi katkıda bulunuyor.

MauMauM

Mesela televizyon haberlerini izlerken acımasız eleştirilerini esirgemeyen bir çok insan, apartmanına cep telefonları için baz istasyonu kurulması teklifi aldığında, radyasyon vb. tehditleri paranın ışıltısı karşısında rahatlıkla göz ardı ediyor. Bu yetmiyormuş gibi yaptığı işi diğer apartman sakinlerinden saklamanın her yolunu düşünüyor. Verdiği zararın farkında ama rant tatlı sonuçta  

Bu tür örnekler ticari ya da ticari olmayan ve günlük hayatın birçok alanında rahatlıkla arttırılabilecektir. Sonuçta anahtar kavram, emek vermeden kazanç elde edip hayatın herhangi bir alanında şahsi çıkar sağlayarak, başka birilerine ya da toplumun geneline zarar vermektir.

Banka sırasında birilerinin önüne geçme fırsatını değerlendirmek…

Hasta ziyaretinde kuralları göz ardı ederek ziyaret saatleri dışında hasta odasına girmenin, diğer hastalara zarar verme pahasına kendi hastasına fayda sağlamanın yolunu bulmak…

Örnekler farklılaşabilir, artırılabilir…

Söylemek istediğim özetle; içinde bulunduğumuz toplumda her birey kendisinden çok uzak olan konularda acımasız eleştirilerini diğerlerinden esirgemezken, kendi kontrol alanına giren konularda eleştirdiği yaklaşımları rahatlıkla göz ardı edebiliyor.  Hatta savunuyor. 

Ancak şunu unutmamak gerekiyor; her birey, yaptıkları ya da yapmadıklarıyla başkaları için o acımasızca eleştirilen uzaktaki diğerlerini oluşturuyor.

Sonuçta “biz ve diğerleri” toplamda, içinde yaşadığımız toplumu, yani soluduğumuz havayı, yaşadığımız hayatın kalitesini belirliyoruz.  

İbrahim H. KAYRAL

 

Bu yazı: Daha once Milliyet Blog adresimde 09.07.2011 tarihinde yayınlanan aynı başlıklı  yazımdan derlenerek yeniden hazırlanmıştır.

 

 

 

Not: Beğendiğiniz yazıları paylaşmayı ihmal etmeyin :)

Beğen paylaş

Rant, İnsanlığımızın Önüne mi Geçti?” için 2 yorum

  • Haziran 10, 2014 tarihinde, saat 2:56 pm
    Permalink

    Gerçekten güzel noktalara değinmişsin komşum tebrik ediyorum. ( Bu arada bizdemi Baz istasyonu kurdursak. Aramızda… 🙂

  • Haziran 18, 2014 tarihinde, saat 9:33 am
    Permalink

    hocanın biri vaaz verirmiş. ey cemaat en güzel kadın kahvecide en iyi araba kahvecide en iyi ev kahvecide… namaza gelmiyorsunuz ama kahveye gidiyor kumar oynuyorsunuz yapmayın etmeyin. 3 sene sonra cemaatten biri gelmiş. Hocam senden allah razı olsun bir öğüt verdin hayatım kurtuldu. Hoca demiş ne öğütü: adam anlatmış olayı. Hoca demiş ne oldu namaza mı başladın. Yok. Hacca mı gittin . yok.. e ne ettun o zaman ?
    Adam demiş bir kahvehane açtım şimdi paranın da kralı bende evinde arabanında kadınında.. herşey senin hutben ile oldu.
    İnsanların amaçlarını değiştirmediğin sürece hayatın gerçek amacının hayat olmadığını öğretmediğin sürece senin yazın bile ranta hizmet edecektir.

Bir cevap yazın

Yazıyı beğendiysen paylaş