Beyinler arası Ağ kurulabilir mi?- (YSA ve WWW)

‘Sinir Sistemi ve Beyin’ isimli bir önceki yazımda Beyinler arası Ağ kurulabilir mi? yazı dizisine giriş yapmıştık. Bu yazıda birimler arası ağlar, şebekeler ya da İngilizce karşılığı ile ‘networks’ olarak ifade edilen örgünün iş yaşantımızdan siyasi olaylara, sağlık, eğitim, teknoloji gibi alanlardaki gelişmelerden günlük yaşantımıza kadar birçok konuyu etkilediğinden bahsetmiştik.

Bu ağlara en güzel örnek olarak kendi vücudumuzun işleyişinden yola çıkmış, beyin ve sinir sisteminin temel özelliklerini özetlemiştik.

Neden beyin ve sinir sistemimiz bu kadar önemli. Çünkü onun işleyiş şekli bilinçli ya da bilinçsiz aslında iş yapma şekillerimize de çok güzel bir örnek. Farkında olarak ya da olmadan kurduğumuz sistemler, sanki bu sistemin birer büyük örnekleri gibi.

http

Yapay Sinir Ağları (YSA)

Ele aldığımız konunun temellerine indiğimizde, bugünün sinir ağı teorisinin (1949) babası olarak Donald Hebb’i görüyoruz. Nörolog olan Hebb, beynin nasıl öğrendiği ile ilgili çalışmalar yapmış, çalışmalarına beynin en temel birimi olan sinir hücresini ele alarak başlamıştır. Bu noktadan başlayan çalışmalar ve ortaya konulan teoriler ise bizi Yapay Sinir Ağlarına getiriyor.

Yapay sinir ağları insan beyninin çalışma sisteminin yapay olarak benzetimi çabaları sonucunda ortaya çıkıyor. Klasik tekniklerle çözümü zor problemler için etkin bir alternatif oluşturması yapay sinir ağlarının geniş çaplı kullanımına yol açıyor.  Sonuçta Yapay Sinir Ağları, insan beyninin bilgi işleme tekniğinden esinlenerek geliştirilmiş bir bilgi işlem teknolojisi olarak birçok alanda kolaylık sağlıyor.  

Burada altı çizilmesi gereken; bilginin işlenme şekli olarak yapay ağların kullanılması.  Bilginin düzenli ve sistemli şekilde birimler arası iletilmesi ile yeni bilgilerin üretilmesi. Böylece tanımlanan problemlerin çözüme kavuşturulması daha hızlı bir şekilde sağlanabiliyor. YSA

Dünyayı Çevreleyen Ağ (WWW)

Bugün bu yazıyı okuyabiliyor olmanız, yazıyı barındıran bilgisayarın bir ağ içinde tanımlı olması, yazının ağa iletilmesi ve sizin bilgisayarınıza ulaşması ile mümkün.

“World Wide Web” Dünyayı Çevreleyen Ağ ya da Küresel Ağ olarak ifade edebileceğimiz bu kavram CERN’de bir bilgisayar programcısı olan Tim Berners-Lee’nin HTML adlı bilgisayar dilini bulup geliştirmesiyle ortaya çıkıyor.  Bu sayede bugün insanların fikir ve projelerinin paylaşılması, sosyal ağlar ya da diğer araçlar aracılığıyla daha hızlı iletişim kurabilmesi vb. bildiğimiz birçok kolaylığa kavuşuyoruz.

 “Beynimizde milyarlarca nöron vardır, ama nöronlar nelerdir? Sadece hücreler. Nöronlar arasında bağlantılar kurulmadığı müddetçe beyin hiçbir bilgiye sahip olmaz.  Bütün bildiğimiz,  sahip olduğumuz tüm bilginin nöronların bağlanma şeklinden gelmesidir.”    Tim Berners-Lee

DünyaNöronların bağlanma şekli, sahip olduğumuz bilgiyi, ürettiğimiz yeni bilginin niteliğini ortaya koyuyor. Aynı şekilde “küresel ağ”a bağlanma şeklimiz ve kurduğumuz ilişkiler hangi bilgilere ulaşabildiğimizi ve hangi yeni bilgileri üreteceğimizi belirliyor.

Dolayısıyla eğer ağ’a bağlı iseniz artık bilgiye sınırsız, hadi sınırsız olmasa bile ciddi anlamda ulaşabiliyorsunuz diyebiliriz.

Yani bilgiye erişim bir problem olmaktan çıkıyor, insanlığın yeni sorunu(!); sahip olduğu bilgi ile hangi yeni bilgileri üretebildiği ya da elindeki bilgiyi hangi yeni bilgilere dönüştürebildiği…

İşte bu düşünüş biçimi inovasyon kavramını günlük hayatımıza sokuyor.

Bu konuya da bir sonraki yazımızda devam edelim…

İbrahim H. KAYRAL

 

 

 

Not: Beğendiğiniz yazıları paylaşmayı ihmal etmeyin :)

Beğen paylaş
evden eve taşıma